YaÄŸ yaÄŸmur! Zira; dökülen yapraklarıyla bir Çınar sana susamış..
Kan kusarcasına değil, usulca yağ.
Sonbaharın hüznünden ve yalnızlığın habercisi olan ayrılığın sancısı düÅŸmüÅŸ yürekleri ferahlatmak için yaÄŸ.. Åžimdi kuruyan dalların sana susamışlığı yankılanıyor semada, duyuyor musun?. Hani bir çocuÄŸun gözleri iliÅŸirde gözlerime duan düÅŸmezmi sanırsın yoksa, bu zamanın üftadesinin diline?! Gözlerim seni arar yaÄŸmur.. Gözlerim rahibin kucağındaki O'nun gözlerini ve gözlerinin iliÅŸtiÄŸi bulutu arar.
Haydi bekletme;
Kan kusarcasına değil, usulca yağ.
Åžükürlerimiz ÅŸakısın tanelerinde yeÅŸeren baÅŸakların ve hamd ediÅŸlerimiz resmedilsin sahrala.. Dizlerimiz bükülsün YaÄŸmur, secdeye deÄŸen baÅŸlarımız ıslansın, baÅŸlarımız rahmet damlalarıyla O'na yaslansın.. yaslansında günaha bulanmış ÅŸu bedenlerimiz gözyaÅŸlarımızla arlansın.. ve kuruyan hücrelerimiz yaÅŸlansın yaÄŸmur, sırılsıklam.
Haydi bekletme;
Kan kusarcasına değil, usulca yağ.
...
Eshabil Zavrak
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Gözlerimi kapatıyorum, gözlerim Orhan Veli'ye iliÅŸiyor.. Tebessüm ediyor adeta gözleri, hani o kapayıp İstanbul'u dinleyen gözleri.
İstanbul'u görüyorum gözlerim kapalı.
Önce Hisar'dan içeri giriyorum. Hisar'dan içre bir türkü dolanıyor dilime;
İstanbul'dan Üsküdar'a bir yol gider
Yol gider ÇavuÅŸ yol gider
Hanımlara deste deste gül gider
Gül gider ÇavuÅŸ gül gider
İstanbul'u görüyorum gözlerim kapalı.
Üsküdar'a çeviriyorum başımı. Bir vapur siren sesiyle karşılıyor beni, martılar üÅŸüÅŸüyor başıma, başım efkardan arÅŸa deÄŸiyor, baÅŸ eÄŸiyorum mekan-ı fatih'e. Utanıyorum..
Uzanıyorum Marmara'ya. Bir hamsi takılıyor peÅŸime, Haliç'i geziyoruz dilimizde o türküyle;
Yandım ÇavuÅŸ yandım senin elinden
Elinde ÇavuÅŸ elinden
Çok sallama kasatura da fırlar belinden
Belinden ÇavuÅŸ belinden
İstanbul'u görüyorum gözlerim kapalı.
Galata'yı mı sorarsın yoksa, DikilitaÅŸ'ı mı? Bu suskunluÄŸun, özleminden olsa gerek ÇavuÅŸ. Yoksa Sultan Ahmet'in yanıbaşında yandığın sevda ateÅŸinin can yakan lakin piÅŸiren ateÅŸine yine düÅŸme arzusunda mısın? Anladım ÇavuÅŸ; gülleri ellere bırakmanın sancısı bu..
İstanbul'dan üç mum aldım yakmaya
Yakmaya ÇavuÅŸ yakmaya
Yakıp yakıp yar yüzüne bakmaya
Bakmaya ÇavuÅŸ bakmaya
İstanbul'u görüyorum gözlerim kapalı.
Efendim ÇavuÅŸ? Emirgan'a teleferik mi kurmuÅŸlar!..
Çatma kaÅŸlarını ÇavuÅŸ. YiÄŸit öldüyse namı yürür teleferik altında, Emirgan'da, yokuÅŸta.. Yanacak bir ahval kalmadı yürekte, yürek yarin sızısıyla süzülür İstanbul semalarında. Semadan top sesleri geliyor, bir Fatih kükremesi ve sonrası haz, biraz da huzur.
İstanbul'la Üsküdar arası
Arası ÇavuÅŸ arası
Yaktı beni kaşların karası
Karası ÇavuÅŸ karası
İstanbul'u görüyorum gözlerim kapalı.
Gözlerim seÄŸiriyor Topkapıdan içeri girerken. Adımlarım seyrekleÅŸiyor.. ÅžermekeÅŸliÄŸinde Taksim'in, duasında Eyüp Sultan'ın ve BaÄŸcılar'ın GüneÅŸli'sinde düÅŸlerim ÅŸimdi.
Göksel Baktagir'den Bahar DüÅŸleri son notalarını çalarken, çalıyorum Orhan Veli'nin düÅŸlerini gözlerim kapalı. Evet, İstanbul'u görüyorum ÇavuÅŸ gözlerim kapalı. Gözlerim açılıyor gördükçe, göründükçe İstanbul'un boÄŸazı.
Ve ben baÅŸka düÅŸler kurmak için sela sesiyle uyanıyorum uzandığım KahramanmaraÅŸ'ta. İçimde hüzün, içimde özlem.. vuslata dair.
Selam olsun sana İstanbul, selam olsun Veli ve ÇavuÅŸ selam olsun sana.
Eshabil Zavrak
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
3/8/2009 · Kategori: Umide Dair

Uyudum, uyandım.
Biliyorum, vakit geç(miÅŸti)..
''Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım.''
Mısralara üÅŸüÅŸen yaÄŸmur damlalarına karıştı göz yaÅŸlarım. Bir sen yoktun sevgili.. Kalem, kağıt, söz ve gece.. özden gelen serzeniÅŸlerle; Neredesin sevgili ? dercesine titrek bir eda ile saldılar yüreklerini tan yerine..
''Çölde seni bekleyen bir kuÅŸda ben olsaydım.''
GüneÅŸ doÄŸmayacaktı, gri bulutların ağıtları ile çalkalanacaktı sabah.. Bir ateÅŸ topunu andıracaktı yokuluÄŸuna yakılan her bir ah!
Acımı dindirecektin yağmur..
''DokunduÄŸun küçük bir nakış da ben olsaydım.''
Bir çocuk; elinde yazdan kalma rüzgar gülü ve cebinde ekmek kırıntıları.. Tebessümü vuslata dair.
''Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım.''
O çocuk; el açıp Mevlaya,pak yüreÄŸi ile pek ÅŸükürsel, bir okadar hüzünlü.. bade dudaklarından sana dair bekleyiÅŸle sesleniyor;
YaÄŸmur, ey yaÄŸmur..
HoÅŸ geldin !
Eshabil Zavrak
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!

Sayf ü ÅŸitâda devr-i dâ’im eder meclis-i ‘uÅŸÅŸâk
Sürûr u hüznüñ hadd ü pâyine mücâvir penâhım
(Aşıkların toplantıları yaz ve kış devam eder,
Sığınağım neÅŸe ve hüznün sınırlarına komÅŸudur.)
Divan ÅŸiirinde “meclis-i ‘uÅŸÅŸâk” aşıkların toplantısı, meclisi anlamlarına gelip sıkça kullanılan bir mazmûn yani kalıp-sözdür. Zaten esasında eski ÅŸiirimiz mazmunların /kalıp-sözlerin dizelendirilmiÅŸ ifadesinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Âşık proto-tipi klasik ÅŸiirimizin müzekker/eril sevgili modeli olup; genellikle müennes/diÅŸil sevgili tipiyle bir arada kullanılarak klasik ÅŸiirimizin eksenini oluÅŸturur.
Meclis, dayanılacak ve oturulacak yer anlamında kullanılan arapça bir kelime. Farsçası bezm. Yüksek zümre ÅŸiirimizde içkili ve eÄŸlenceli toplantıları dile getiren kalıp-sözdür. Meclisin mevsimi bahar; mekanı gül bahçesi, evler, meyhâneler ve tekkelerdir. Meclise katılan âşıklar bir halka oluÅŸturacak biçimde otururlar. Sâkî yani sevgili elindeki rât-ı gırân yani büyük kadeh ile ortada dönmeye baÅŸlar. Kadeh meclistekilerin içimine sunulur düzenli bir sırayla. Kadehi içen âşıklar kendinden geçer, cûÅŸ u hurûÅŸa gelirler. Mecliste ayrıca mûsikî ve raks vardır. Tütsülerin iç gıcıklayan buharıyla esrârlı bir hava oluÅŸur. Mecliste vakit hızlı akar ve sarhoÅŸluk, âşıkları öte âlemlere taşır.
‘UÅŸÅŸâk, arapça âşık sözcüÄŸünün çokluk hâli ve fars dilindeki kullanım ÅŸekli de aynı. Klasik ÅŸiirimizde divan ÅŸairi dâ’imâ âşıktır. Âşık külbe-i ahzân yani hüzünler kulübesidir. Gıdası kederden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Sevgilinin cevr ü cefâsının yanı sıra râkiblerle veya aÄŸyârla mücâdele etmek zorundadır. Âşık, samîmi, sâdık ve câna yakın bir gönle sâhiptir. Sevgilinin kendisine yüz vermemesinden dolayı âh ü zâr içindedir. Yakasını parçalar, kan yutar, gözleri kan çanağıdır. Ba’zen mecnûn, ba’zen kurbân olur yâri aÅŸkına. Sevgilisine kavuÅŸabilmek için binbir meÅŸakkat çeker. Sabırsız, çâresiz, başı dönmüÅŸ, gönlü kırılmış, bedeni vîrâne olmuÅŸtur. Ama o bunlardan asla ve asla ÅŸikâyet etmez. Zîrâ sevgiliye meftûn olmak, baÅŸa gelecekleri peÅŸînen kabullenmektir. Âşık da bunun farkındadır. Sevgili ile beraber dertlerini de sevmektedir. Sayısız sıfatı vardır âşığın klasik ÅŸiirimizde ve sayısız teÅŸbîhle dile getirilmiÅŸtir. Yeri ve zamânı geldikçe diÄŸer gazellerimizde âşığın bu sıfatlarını ve teÅŸbîhlerini ayrıca tafsîlâtıyla dile getirmeye gayret edeceÄŸiz.
Dîvân ÅŸiirimizin alegorik, rindâne ve tumturaklı bir uslûbu olduÄŸu muhakkak. Bu vesileyle içki ‘âlemlerini, sevgili ve ‘âşık arasındaki sıra dışı duygusal birlikteliÄŸi iyi algılamak gerekir. Hepsinden önemlisi klâsik Osmânlı ÅŸiir geleneÄŸi hakkıyla irdele- lenebilmelidir. ‘Aksi takdîrde yanlış kanâ’atlerin ve sapkın fikirlerin önüne set çekmekte güçlük çekilecektir.
Sayf ü ÅŸitâ, yaz ve kış anlamlarında iki arapça kelimedir. İçki meclislerinin sürekliliÄŸini göstermek amacıyla beytimizde dile getirilmiÅŸtir. Ayrıca Yüce Kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan KureyÅŸ Sûresi’ne de telmîhli bir ‘atıf vardır. Bu baÄŸlamda bu iki kavramı kinâyeli düÅŸünebiliriz. Gerçek anlamının yanı sıra güvenlik ve emniyet manalarını da beytimize yükleyebiliriz. Zîrâ ‘uÅŸÅŸâk için meclis, bir huzur ve sükûnet mekânıdır. Yüce Yaratıcı da, adı geçen sûrede KureyÅŸ sitesi sâkinlerine sayf u ÅŸitâda huzur ve ülfet verdiÄŸini dile getirmektedir.
Devr-i dâ’im, devâm eden devir, tur, dönme, dolaÅŸma anlamlarına gelen ‘arabî bir izâfettir. Devriyye, devr sözcüÄŸünden türemiÅŸtir. Terim anlamı ise; tasavvuf felsefesinde yer alan rûhun dolaÅŸmasını konu edinen ÅŸiir demektir.
Bu tarz ÅŸiirlerde insânın tekâmülü dile getirilmiÅŸtir. Buna göre insân önce Allâh’ın bilgisinde/’ilmullâh’ta zuhûr etmiÅŸtir. Daha sonra burçlarla gezegenlerin bulunduÄŸu semâya yerleÅŸmiÅŸ; buradan da tâli’ine göre dört unsura/anâsır-ı erbe’aya (âteÅŸ, havâ, su, toprak) nüzûl etmiÅŸtir. Bu aÅŸamayı da geçtikten sonra mevâdd-ı selâseye/üç maddede (cemâdât, nebâtât, hayevânât) zerreler halinde bulunarak toplam elli bin yıllık bir devirden sonra nihâyet insân ÅŸeklini almıştır.
Divan ÅŸiirinde devr sevgilinin elindeki kadehi meclise dağıtmasında dile getirilir. Bu devr de iki türlüdür. Sevgili ya kadehi bezm meclisinin önde gelenine sunar ve oturur, içki meclisinin ulu kiÅŸisi de hakkını içtikten sonra sağından baÅŸlayarak kadehi elden ele dolaÅŸtırır; ya da sevgili sol eline içki testisini, saÄŸ eline de kadehi alarak mecliste bulunanları tek tek dolaşır, onlara içki dağıtır.
Sayf-ÅŸitâ ve sürûr-hüzn sözcükleri tezât anlamlı sözcüklerdir. Yine sayf ü ÅŸitada devr-i dâ’im eder söz dizimi ile sürûr u hüzn ve hadd ü pay kelime grupları arasında korelasyon saÄŸlanarak leff ü neÅŸr yapılmıştır. Åžâ’irimiz; ‘âşıkların meclisine katıldıkça – ki; bu ifade allegorik bir üsluptur. – dünya hayatının artılarını ve eksilerini yani sevaplarını ve günâhlarını daha yakından tanımış olmaktadır. Sürûr mefhûmunun öncelikli söyleniÅŸi Yüce Allâh’ın merhametine ve maÄŸfiretine bir telmihtir. Dünya hayatının gerçeklerini yakinen tanımak; âşıkların meclislerine katılmakla mümkündür ÅŸâ’irimize göre. Bu vesileyle de beytimizde hüsn-i ta’lil san’ atına baÅŸvurulmuÅŸtur. Sürûr ü hüzn kelimelerine havf ü recâ / korku ve ümit anlam- larını zoraki bir izahla yükleyecek olursak beytimiz Secde Sûresinin 16. ayetine irsâlda bulunmuÅŸ olur ki; ayetin me’âli ÅŸöyledir: “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiÄŸimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”Osman Koca - Cemaat
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!

- Gözlerine maÄŸara oymuÅŸ adam, sıra sen de. Haydi, acele et, ölüm mangasındakiler tüfeklerini bilediler, kurÅŸunlar sırasını bekliyor.
Hırçın dalgaların gözbebeklerine vurduÄŸu yerde kuruyan çöller duygularımı geremez, acele et diyorum, daha mangaya dizilecek altı milyar gönüllü var.
Ah, siz gönülsüz gönüllüler, hep böyle yapıyorsunuz. Ruhunuzun bakiyesinde karalanacak yer kalmamışken, nazlanmak neden! Gelin ve ölün... Korkmayın, biz krallara layık ölümler hazırladık gölgelerinize.
- Krallara layık ölümler hazırladınız demek! Peki bu layık gördüÄŸünüz krallar, ayık mı göç ediyorlar bu dünyadan? Hangi alkol komasına emanet edip, fiÅŸlerini çekiyorsunuz onların? Ya da ayılmaya baÅŸlayıp fiÅŸin kablosuyla oynadıklarında, bizzat ölüm manganız mı kapatıyor cesetlerin donmuÅŸ gözlerini? İrili ufaklı firavunlar, piramitlerin üzerine vuran güneÅŸlerin cetvellerini düzerken, siz de taÅŸ taşıyan kölelere mi yüklediniz ay ışığının ağırlığını?
- KonuÅŸarak ÅŸatafatlı idamına tarihi mi alet etmek istiyorsun? Uzun cümle kurgularınla ancak be ancak mangayı kudurtur ve idamını tek kurÅŸunluk celseyle deÄŸil, temyize baÅŸvurulan celselerle taçlandırırsın. Çok konuÅŸmadan, ölüm mangasına dön yüzünü, gözleri maÄŸ/aralı adam!
- Gözlerimdeki çukurlar, sanmayınız ki maÄŸaradan kalma bir oyuk. Bakışlarımda biriken hüzün, damla damla, bir kayanın suretini aşındırır gibi gözbebeklerimi aşındırdı ve yüreÄŸimdeki çukurlara benzer çukurlar peydah oldu. Her meteor saÄŸanağında kalbimle birlikte sığındığım tek mekandır orası.
Gözlerime isabet eden iÄŸreti lekeler kalbime inmesin diyerek set çektim hep kara gölgelere. Gözbebeklerimden yansıyan siyah gölge, sadece maÄŸara derinliÄŸine benziyor; o kadar...
- Tüfeklerin diÅŸleri gıcırdamaya baÅŸladı. Senin duygu yüklü sonelerini dinlemeye pek niyetli görünmüyorlar. Hem o gözlerinde kurduÄŸun inlerinde hangi cinlere yataklık edip, geleceÄŸini tehlikeye atıyorsun dünyanın? Senin gibi keskin iplerin üzerine çıkıp iki dudağı üzerinde laf cambazlığı yapan soytarıların özgeçmiÅŸlerini gözlerinden okurum ben. Haydi, bak senin sıran geldi ve sen hâlâ gözlerinde kurduÄŸun maÄŸaranın aÄŸzından kaçamak ve suizan bakışlar bırakıyorsun idam mangasına.
- Göç ederken üç nesil eskiten kelebekler kadar özgür hissediyorum kendimi…
- Sen kaçıncı nesli oluyorsun bu kanatlarını kelepçelemiÅŸ, kelebek suretindeki akbabaların. Yap-boz cümlelerin, tüfeklerin kaşınmakta olan namlularına çok yakışacak. Güldürüyorsun beni!
- Kaçıncı nesil, kaçıncı insan, kaçıncı yüzyıl. Bulutlarda biriken okyanuslar kadar desem, saymaya gücünüz yetecek mi? Yetmez! YüreÄŸinizin içerisine kopyalayıp yapıştırdığınız fikirlerin analitiÄŸi tek damlasını hesap edemez yaratılmışların. Siz, evcilleÅŸtirdiÄŸiniz ahtapotların kollarını hayatın köÅŸebaÅŸlarına musallat eden, ejderhaları kafese kapatıp, onların ateÅŸli tükürüklerini yutarak, tekrar güzelliklerin yüzüne tüküren, ruhlarının sesi kısılmış katillersiniz!
- Çok uzattın ama... Manga figüranları, gelin ve öldürün ÅŸu maÄŸara gözlüyü. Benim gözümde senin ölümün, sadece eksi bir kadar deÄŸerli olacak. Gözlerini çevirdiÄŸin semada yaÄŸmur duası mı arıyorsun? Senden önceki kurban da arıyordu; tıpkı diÄŸerleri gibi!
- AteÅŸ!..
S. MaltaÅŸ
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki ::